Ela ve hikâyesi



Ela, kalabalık bir kafede oturmuş, elindeki kahvenin soğumasını izliyordu. Karşı masada neşeyle sohbet eden iki kız, ara sıra öyle bir kahkaha atıyorlardı ki tüm kafe onlara bakıyordu. Ela iç geçirdi. "Keşke," diye düşündü, "keşke ben de bu kadar rahat olabilseydim. Keşke girmediğim bir ortamda 'acaba ne düşünüyorlar?' diye endişelenmeseydim."Bu düşünceler onu yıllardır takip eden bir gölge gibiydi. Yeni insanlarla tanışmak, bir toplantıda söz almak, hatta sınıfta parmak kaldırmak bile içini düğüm düğüm ediyordu. Aklı hep aynı yerdeydi: Ya yanlış bir şey söylersem? Ya komik duruma düşersem? Ya beni yetersiz bulurlarsa?

Bir cumartesi sabahı, dayanamayıp bu konuyu en yakın arkadaşı Mert'e açtı. Mert onu dikkatle dinledikten sonra, hiç beklemediği bir şey söyledi:

"Ela, sen sürekli aynadaki bir lekeye bakıyorsun. O lekeyi kazımaya çalıştıkça daha da belirginleşiyor. Peki ya aynadan biraz uzaklaşıp kendini bütün olarak görmeye ne dersin?"Ela'nın kafası karışmıştı. "Nasıl yani?"

Mert, "Şöyle," dedi. "Bana bir işi en iyi yaptığın üç şeyi söyler misin? En çok keyif aldığın, yaparken zamanın nasıl geçtiğini anlamadığın şeyler."Ela bir an durdu. "İyi dinlerim," dedi yavaşça. "Karşımdaki insanın cümlelerini bitirmem, gerçekten anlamaya çalışırım. Sonra... yazı yazmayı severim. Duygularımı, düşüncelerimi... bir de bulmaca çözerken iyiyimdir, karmaşık şeyleri sadeleştirebilirim."Mert gülümsedi. "İşte. Şimdi şunu hayal et. Yarın iş yerinde bir toplantı var. Sen endişelenip 'aman bir şey demeyeyim' diye oturmak yerine, kendine şu soruyu sor: 'Bu toplantıya en iyi dinleyici olarak nasıl katkı sağlarım?' Belki birinin söylediği bir şeyi derinlemesine anlayıp onu özetlersin. Belki not alıp sonra bir e-postayla herkesin aklındaki soruları toparlarsın." Ela bu fikri kafasında evirip çevirdi. Ertesi gün iş yerinde, toplantı odasına girmeden önce derin bir nefes aldı. "Bugün," dedi içinden, "bugün oynayacağım rol, 'her şeyi bilen kişi' değil, 'bağlantıları kuran kişi' olacak."

Toplantı başladı. Herkes bir fikir yarışındayken, Ela sessizce oturup not aldı. Konuşmacıların yüz ifadelerini, vurguladıkları noktaları dinledi. Bir ara proje yöneticisi, "Bu konuda kafam çok karışık, herkes farklı bir şey söylüyor," diye yakındı. İşte o an Ela'nın güçlü yönü devreye girdi. Elini kaldırdı ve sakin bir sesle, "Aslında herkes benzer şeyleri söylüyor ama farklı kelimelerle. İzin verirseniz, duyduklarımı tek bir çatı altında toparlamaya çalışayım," dedi.

Konuşmaya başladığında kalbi hızlı hızlı atıyordu. Ama konuştukça, düşüncelerini sadeleştirdikçe, herkesin dikkatle kendisini dinlediğini fark etti. Sözlerini bitirdiğinde proje yöneticisi, "Ela, harikasın! İşte tam da bunu kastetmiştim, her şey şimdi oturdu," dedi.O gece eve döndüğünde Ela, o günün nasıl geçtiğini düşündü. Kaygısı tamamen yok olmamıştı; hâlâ toplantıya girerken biraz tedirgindi, konuşurken sesi hafif titremişti. Ama bu sefer farklı bir şey olmuştu. Kaygısı, onun kim olduğunu tanımlamamıştı. O, sadece "kaygılı Ela" değildi; aynı zamanda "birleştiren Ela", "derin dinleyici Ela" ve "karmaşayı sadeleştiren Ela" ydı.

Kaygı hâlâ oradaydı, ama artık bir engel değil, sadece bir arka plan gürültüsüydü. Ve Ela, güçlü yönlerine odaklandıkça bu gürültünün giderek azaldığını fark etti. Çünkü fark etmişti ki, bir odaya girdiğinde insanların gördüğü şey, onun kusurları değil, ışıldayan yanlarıydı. Ve o da nihayet aynada sadece lekeyi değil, tüm resmi görmeye başlamıştı

https://www.instagram.com/sevgiile_kisiselgelisim





Sevgi Seçen

✍️ Kişisel gelişim yazıları 🧠 NLP Uygulayıcısı 👇 Seans ve soruların için iletişim formunu doldurun . ✍️ Kişisel gelişim yazıları 🧠 NLP UygulayıcısıPotansiyelini gerçek sonuçlara dönüştürme zamanı. Hemen yaz.”

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski