8 Mart: Bir Günlük Ritüel mi, Yoksa Gerçek Bir Farkındalık mı?
Her yıl 8 Mart geldiğinde sosyal medya platformları, reklam panoları ve markaların kampanyaları pembe renklere bürünür. Kadınlar Günü, bir gecede "kadınlara saygı" mesajlarıyla dolar taşar. Peki ya 9 Mart sabahı?Ne yazık ki 8 Mart'ı 9 Mart'a bağlayan gecede ya da ertesi gün, gazete manşetlerinde yine kadın cinayetleri haberlerini okuruz. Bir gün önce "kadınlarımız baş tacımız" diyenlerin sessizliğe büründüğü bir manzaradır bu. İşte tam da bu noktada sorgulamalıyız: Kadınlar Günü'nü "kutlamak" ne anlama geliyor? Bu, toplumsal bir vicdan muhasebesi mi, yoksa yıllık bir ritüelden ibaret mi?
Sembolik Destek mi, Gerçek Mücadele mi?
Bir günlüğüne kadınlara çiçek vermek, onlar için şiirler yazmak elbette güzel jestlerdir. Ancak sorun şu ki, bu jestler çoğu zaman yılın diğer 364 gününde yaşanan gerçekliğin üzerini örten bir perde işlevi görüyor. Kadınların iş hayatında karşılaştığı cam tavan sendromu, ev içi emeğinin görünmezliği, şiddet tehdidi altında yaşama gerçeği... Bunlar, 8 Mart'ta paylaşılan anlamlı sözlerle çözülmüyor.Bir kadının sokakta yürürken tacize uğraması, işe alım süreçlerinde "evlenir, çocuk doğurur, ayrılır" önyargısıyla elenmesi, boşandığı eşi tarafından tehdit edilmesi... Bunlar 8 Mart'ta unuttuğumuz ama 9 Mart'ta yeniden yüzleştiğimiz gerçekler.
Ağızla Kutlamak ile Değer Vermek Arasındaki Uçurum
Birine değer vermek, onun varlığını sadece belli günlerde hatırlamak değil, her gün hak ettiği saygıyı göstermektir. Kadınlara değer vermek demek:
· Evde, işte, sokakta eşit muamele görmelerini sağlamak,
· Şiddete karşı yasaların uygulanmasını talep etmek,
· Kız çocuklarının eğitim hakkını savunmak,
· Kadınların karar mekanizmalarında eşit temsilini desteklemek,
· "Namus", "aile" gibi kavramların arkasına sığınarak kadın bedenini ve yaşamını kontrol etmemek anlamına gelir.
Oysa biz, 8 Mart'ta kadınları "anneleri, eşleri, kızları" olarak yüceltip, 9 Mart'ta onları birey olarak görmeyi reddeden bir çelişki yaşıyoruz.
Ritüelden Gerçekliğe Geçiş
Kadınlar Günü, sadece bir kutlama değil, aynı zamanda bir farkındalık ve mücadele günüdür. Bu günün ruhu, 1908'de New York'ta daha iyi çalışma koşulları için grev yapan kadın işçilerden gelir. Yani aslında 8 Mart, bir "çiçek alma günü" değil, hak mücadelesi günüdür.Bugün kadınlar, 100 yıl önce olduğu gibi hâlâ eşit ücret, şiddetsiz yaşam, temsil hakkı ve özgürlük için mücadele ediyor. Bu mücadeleye gerçekten destek olmak istiyorsak, 8 Mart'ı sadece sembolik bir gün olmaktan çıkarıp, yılın her gününe yayılan bir bilinçle hareket etmeliyiz.Çünkü kadınlar, sadece bir gün değil, her gün değerlidir. Ve onların yaşam hakkı, 9 Mart sabahı gazete manşetlerinde olmayacak kadar kıymetlidir.
Bu bilinçle, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlamak değil, anlamak ve anlamlandırmak dileğiyle
