Derler ki:” Size uygun olanı çekmek için, size uygun olmayan şeylerden vazgeçmelisiniz.” Aslında bu söze katılmamak mümkün değil , eğer hayatının bir döneminde birşeyler ters gittiyse , hedeflerine ulaşmakta ve ya istediğin şartlarda iş yapmak istiyorsan veya ilişkiler, çevre bu alanlarda kesinlikle katılıyorum bu söze.Ve vitrin gibiyiz aslında duruşumuz , yaşantımız, çevremiz bizi tanımayan insanlara bir çok ipucu verir.
Bir zamanlar, hayatının her alanında bir türlü istediği kıvamı yakalayamayan bir genç kadın vardı. İşinde mutsuzdu ama “İdare eder” deyip gidiyordu. Arkadaş çevresi sürekli dedikodu ve şikâyetten ibaretti, yalnız kalmaktan korktuğu için onlarla takılıyordu. İlişkileri ise hep aynı senaryoydu: Önce heyecan, sonra hayal kırıklığı.Bir gün, yine böyle bir hayal kırıklığının ardından sahilde yürürken kulağına bir söz çalındı: “Size uygun olanı çekmek için, size uygun olmayan şeylerden vazgeçmelisiniz.” Bu söz içine öyle işledi ki, adım attıkça zihninde yankılandı.
O gece bir karar verdi: Artık kendine uymayan ne varsa hayatından çıkaracaktı. İşe, nefret ettiği işinden istifa ederek başladı. Bir süre ne yapacağını bilmeden gezdi, ama içinde garip bir hafiflik vardı. Ardından, sürekli enerjisini düşüren arkadaşlarına mesafe koydu. Önce kırıldılar, sonra alıştılar. O ise yalnızlığı değil, kendini keşfetmeyi seçti.Bu süreçte vitrinini değiştirdi. Eskiden özensiz giyinir, “Nasıl olsa kimse fark etmez” derdi. Oysa şimdi duruşu, yürüyüşü, hatta bakışı bile farklıydı. İnsanlar ona daha farklı bakmaya başladı. Bir gün bir kafede otururken, elinde bir kitapla gelen bir yabancı yanına oturdu ve “Bu kitabı okudunuz mu?” diye sordu. Konuştular, anlaştılar. Meğer o da tıpkı onun gibi, kendine uymayan şeyleri geride bırakmış biriymiş.Zamanla işte de kendine uygun bir kapı aralandı. Çevresi, artık onu besleyen, ilham veren insanlarla doldu. Anladı ki, hayat bir vitrin gibiydi gerçekten. Ne sergilersen onu çekiyordun. Ve en önemlisi, boş vitrine kimse bakmazdı; önce içini doldurman, sonra ışığını yakman gerekiyordu.O gün bugündür, uygun olmayan ne varsa ardında bırakmanın, aslında kaybetmek değil, kendine yer açmak olduğunu bilir. Ve bilir ki, doğru şeyler, doğru zamanda, doğru vitrinde beliriverir.
