Adanmışlığın Sessiz Gücü
Levinger’e Göre Romantik İlişkilerin Kültürel Dayanakları
Romantik ilişkilerin ömrü, yalnızca kalıtımın taşıdığı izlerle değil kültürün kalbe işlediği adanmışlıkla da belirlenir. Levinger’in söylediği gibi, bazen düşük düzeyli bir bağ bile, kültürün ördüğü sadakat sayesinde sürer. Çünkü insan yalnızca kendi duygularıyla değil çevresinin bakışıyla da ilişkiyi taşır. Bir ilişkinin koparılmak istenmesi çoğu zaman yalnızca iki kalbin kararı değildir çevrenin tepkisi, ilişkinin süresine göre değişir. Uzun yıllar süren bir bağın çözülüşü, toplumun gözünde bir yıkım gibi algılanır; kısa süreli bir ilişkinin bitişi ise sessizce geçiştirilir.
Oysa asıl mesele ilişkinin süresinden çok adanmışlığın niteliğindedir. Kültürün biçimlendirdiği bağlılık, kimi zaman özgürlüğü daraltır, kimi zaman da dayanıklılığı artırır. İnsan, kendi kalbinin sesini mi dinlemeli yoksa toplumun yankısını mı? İşte denemenin sorusu burada doğar aşkın ömrünü belirleyen şey, bireyin iradesi mi, yoksa kültürün görünmez ipleri mi? Belki de cevap, ikisinin arasında bir köprüdür. Kalıtımın taşıdığı eğilimler, kültürün öğrettiği sadakatle birleştiğinde, ilişki yalnızca iki kişi arasında değil, bir toplumun belleğinde de var olur. Ve her kopuş, yalnızca bir ayrılık değil, aynı zamanda kültürün sessiz bir sorgulamasıdır.
