Keloğlan’ın İmkânsız Zaferi

 Keloğlan’ın İmkânsız Zaferi


 Anadolu’nun eski halk hikâyelerinde sıkça karşımıza çıkan Keloğlan, çoğu zaman saf, yoksul ama akıllı bir genç olarak anlatılır. Köyde herkes onun bir şey başaramayacağını düşünür; çünkü ne malı vardır ne de gücü. Fakat hikâyeler hep gösterir ki, Keloğlan’ın en büyük gücü, “imkânsız” denilen şeylere inanmasıdır.  

 Bir hikâyede Keloğlan, köyün en zengin beyinin kızını almak ister. Köylüler güler: “Sen mi alacaksın? İmkânsız!” derler. Bey de ona akıl almaz görevler verir: dağdan su getirmek, ejderhayı yenmek, imkânsız görünen işleri başarmak… Keloğlan ise korkmaz. Çünkü o, imkânsızlığı bir engel değil, bir sınav olarak görür. Zekâsıyla, cesaretiyle ve biraz da şansı sayesinde bütün görevleri yerine getirir. Sonunda herkesin “imkânsız” dediği şey gerçekleşir: Keloğlan muradına erer.  

 Bu hikâye, Vince Lombardi’nin sözünü hatırlatıyor: “Eğer karşımızdakileri imkânsız olarak düşünmeseydik, kesinlikle çok daha fazla şey başarırdık.” Keloğlan’ın başarısı, aslında bizim içimizdeki gerçeği gösteriyor. İmkânsızlık, başkalarının gözünde bir damga olabilir ama bizim gözümüzde bir ihtimaldir. Eğer biz inanırsak, dağdan su da gelir, ejderha da yenilir.  

Samimi bir şekilde söylemek gerekirse, hepimizin içinde biraz Keloğlan var. Çevremiz bazen bize “olmaz” der, “yapamazsın” der. Ama biz denediğimizde, imkânsızlık perdesi aralanır. Ve o zaman anlarız ki, imkânsızlık sadece bir hikâyenin başında vardır; sonunda ise cesaretin ve inancın zaferi.  

Sevgi Seçen

✍️ Kişisel gelişim yazıları 🧠 NLP Uygulayıcısı 👇 Seans ve soruların için iletişim formunu doldurun . ✍️ Kişisel gelişim yazıları 🧠 NLP UygulayıcısıPotansiyelini gerçek sonuçlara dönüştürme zamanı. Hemen yaz.”

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski